En cesur kadından geriye kalan tek parça! 85 yıllık gizemi nükleer reaktör bile çözemedi

Derleyen: Betül Yasemin Keskin / Milliyet.com.tr –Amerikan havacılık tarihinde kadınlara öncülük eden isimlerden Amelia Earhart, 1928 yılında Atlantik’i geçen ilk kadın olarak tarihe adını altın harflerle yazdırdı. Onun küçük yaşlarda gökyüzüne olan hayranlığı gençlik yıllarında giderek arttı ve rekor üstüne rekor kırdı. Ancak ne yazık ki takvimler 1937 yılını gösterdiğinde en büyük rekor denemesi için yola çıktı ve bir daha asla geri dönemedi. Peki gökyüzü tutkusuyla birçok insana ilham olan Earhart’a ne olmuştu?

EĞİTİM ALABİLMEK İÇİN KAMYON ŞOFÖRÜ OLDU

Amelia Mary Earhart, 24 Temmuz 1897 yılında ABD’nin Kansas eyaletindeki Atchison ilçesinde doğdu. Doğal yaşamın içerisinde büyüyen Earhart’ın çocukluğu macera doluydu. Yıllar yılları kovalayıp takvimler 1918 yılını gösterdiğinde I. Dünya Savaşı gündemdeydi. Earhart, okulunu bıraktı ve Toronto’ya giderek Spadina Askeri Nekahat Hastanesi’nde gönüllü hemşire oldu. Toronto’daki günlerinde sık sık pilotları izlemek için askeri hava alanlarını ziyaret etti. 1920’de Earhart, babasıyla birlikte Long Beach, California’da bir hava gösterisine katıldı. Burada tanıştığı pilot Frank Hawk onu, hayatını tamamen değiştirecek olan bir uçak yolculuğuna çıkardı. Amelia’nın uçaklara olan hayranlığı ise ilk görüşte aşk değildi. Zamanla uçma fikrine tutkuyla bağlanan ve kararını veren Earhart, pilotluk eğitimleri alabilmek için kamyon şoförlüğü gibi çeşitli işler yaparak para biriktirdi. Ardından kendisine kadın bir pilotun eğitim vermesini istedi ve Lowa’daki ilk kadın havacı Neta Snook Southern’in öğrencisi oldu. 25’inci yaş gününde annesi ve kız kardeşinin yardımlarıyla ‘Kanarya’ adını verdiği ilk uçağını satın aldı.

‘Yüzer kale’ Anadolu! Sırada TB-3 ve KIZILELMA var

İLK REKORUNU KIRDI, ÜNLÜ OLDU

Amelia Earhart’ın havacılık alanında kendini göstermesi çok uzun sürmedi. Uçmaya başladıktan sadece bir yıl sonra, Los Angeles’ın Rogers Hava Sahası’nda bir rekor denemesine katıldı. Orada, 14 bin fitte uçarak kadın pilotların irtifa rekorunu kırdı. O zamanlar Earhart, uluslararası pilot lisansı alan 16 kadından biriydi. 1928 yılının haziran ayında bir yolcu uçağına binen Amelia Earhart yolcu uçağıyla en uzun süre (20 saat) uçan ilk kadın oldu. Atlantik’i 20 saatte geçen Amelia dönemin gazetecilerinden George Putnam tarafından herkese duyuruldu. Yolculuğun ardından Earhart, ABD’ye döndü. Dönemin lideri Başkan Calvin Coolidge tarafından düzenlenen bir Beyaz Saray resepsiyonuna davet edildi. Orada kendisine deneyimini anlattığı bir kitap yazması teklif edildi. Teklifi kabul eden Earhart, ilk kitabı ’20 Saat 40 Dakika‘yı yayınladı.

Alıntı Metni

BİR DAHA GERİ DÖNEMEDİLER

Bir yandan rekorlar kıran bir yandan kitaplar yazan Amelia, Purdue Üniversitesi’ndeki eğitim fakültesinde kariyer ve havacılık danışmanı olarak görev aldı. Earhart’ın yıllarca havacılıkta rekorlar kırması sonunda onu daha büyük bir rekor kırma arzusuna itti. Bu kez hedefi Atlas Okyanusu’nu tek başına geçmekti. Yapılan hazırlıkların ardından Amelia Earhart, 1937 yılında meslektaşı Fred Noonan ile çift motorlu bir uçakla dünya turuna çıktı. İkili rekor için Miami’den ayrıldı ancak ne yazık ki bir daha asla geri dönemediler.

Mezar ve balta! Mesajdaki yazım yanlışı ele verdi

Earhart, 2 Temmuz 1937’de, 40’ıncı doğum gününe yalnızca 22 gün kala Papua Yeni Gine’den yolculuğun en tehlikeli ayağı olarak gördüğü Howland Adası’na doğru yola çıktı. ABD hükümeti tarafından Howland Adası’nda bir uçak pisti inşa edilmişti. Earhart’a yardımcı olması için sahil güvenlik gemisi Itasca ise adanın hemen dışına yerleştirilmişti. Itasca Earhart’ün son uçuş gecesinde onunşa ara sıra radyo teması içindeydi ancak son mesajını 2 Temmuz 1937’de sabah saat 08.44’te, Earhart ve Noonan’ın havalanmasından yaklaşık 20 saat sonra almıştı. Yani başlarına gelen her neyse bununla ilgili bir kayıt yoktu.

ABD Donanması tarafından yürütülen kapsamlı arama iki yıldan fazla sürdü. Ancak iki pilota dair hiçbir iz bulunamadı. Araştırmalar sonucunda ABD hükümeti 1939 yılında Earhart ve Noonan’ı ölü ilan etti. Yapılan resmi açıklamaya göre yakıtları biten iki pilot Büyük Okyanusu’nun kuzeybatısına düşmüş ve okyanusun derinliklerine batmıştı. Ancak iki pilotun ölümüne ikna olmayan büyük bir çoğunluk birbirinden farklı teoriler üretti.

TEORİLER ARDI ARDINA SIRALANDI

Teorilerden ilki, Earhart ve Noonan’ın Büyük Okyanus’ta bulunan Nikumaroro Adası’na çarparak indiklerini ve geceleri yiyecek avlayan Hindistan cevizi yengeçleri tarafından öldürülmüş olabileceklerini savunuyordu. Bir diğer teori ise Earhart ve Noonan’ın Japonlar tarafından kaçırılmış olabileceğiyle ilgiliydi. İddialara göre iki pilot ciddi bir şekilde rotalarından sapmış ve Marshall Adaları yakınlarında karaya çakılmıştı. Japonlar tarafından kurtarılan ikili, savaş esiri olarak kabul edilmiş ve Saipan’daki bir kampa gönderilmişti. Orada Noonan infaz edilmiş, Earhart ise 1939’da sıtma veya dizanteriden ölmüştü. Teori her ne kadar çeşitli detaylar barındırsa da iki pilotun Japonlar tarafından kaçırılmış olma ihtimaline ilişkin hiçbir detay yoktu. Üçüncü teori ise Earhart’ın ajan olma ihtimaliyle ilgiliydi. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Japonlar hakkında bilgi toplamak için gönderilen bir Amerikan casusu olduğu iddia edilen Earhart aslında ölmemiş, kimliği gizli bir şekilde uzun yıllar yaşamıştı.

Amelia Earhart ve Fred Noonan’un gizemli kayboluşlarına ilişkin yıllar içinde bir sürü araştırma yapıldı. Kafaları karıştıran araştırmalardan ilki olaydan birkaç yıl sonra 1940 yılında Nikumaroro Adası’nda bazı kemik kalıntılarının bulunmasıyla başladı. Uluslararası Tarihi Uçak Kurtarma Grubu (TIGHAR) tarafından bulunan kemiklerin o yıllarda aranan Amelia Earhart’a ait olabileceği düşünüldü. Ne yazık ki yapılan çalışmalar kemiklerin Earhart’a ait olmasının mümkün olmadığını gösterdi. Ancak 2018 yılına gelindiğinde gelişen teknolojiden yararlanılarak kemiklerin uzun yıllar önce çekilen fotoğrafları üzerinde yeniden inceleme yapıldı. ABD’nin Tennessee Üniversitesi’nden Profesör Richard Jantz, yeniden incelenen kemiklerin Earhart’a ait olabilme ihtimalinin çok yüksek olduğunu söyledi fakat kesin bir sonuca varılamadı.

HÂLÂ BİLİNMİYOR

Bulunan kemiklere ek olarak 1940’lı yıllarda adada iki pilotun içinde olduğu uçağa ait olabilecek bir parça bulundu. Bulunan parça o yıllarda araştırılsa da herhangi bir sonuç elde edilemedi. Ancak geçtiğimiz yıl nükleer bilimciler, 1937’de dünyanın en büyük faili meçhul kayıplarından biri olan bu olayı çözmek yeni bir teknolojik yöntem kullandılar.Penn Eyalet Üniversitesi’ndeki bilim insanlarıNikumaroro Adası’nda bulunan parçanın Earhart’ın Lockheed Model 10-E Electra uçağına ait olup olmadığını belirlemek istediler. Bu amaçla da çıplak gözle fark edilmeyebilecek boya parçacıklarını veya aşınmayı ortaya çıkarmak için bulunan parçaya güçlü ışınlar gönderip analiz edecek Breazeale Nükleer Reaktörü’nü kullandılar. Sonuç olarak araştırmacılar, “Parçada Earhart’ın uçağına ait olduğunu kesinlikle doğrulayan bir iz bulamayacağız. Bu parçanın ne olduğu hakkında daha fazla veriye ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu. Nükleer bilimciler tarafından yapılan araştırmada henüz nihai sonuca varılamadı.

Alıntı Metni
Hafta içinde görüşme gerçekleşti!
10 gündür Tiktok paraları yatmıyor
Galatasaray ve Belhanda arasındaki dava sonuçlandı
PaYLaŞşşş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir