Sırplar hayalet uçağı nasıl düşürdü? 24 yıllık olayın perde arkası: Rehavet, strateji, şans!

src="https://i2.milimaj.com/i/milliyet/75/460x340/63c95a6886b2444a0c7b9b6a.jpg"/>

Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr - Takvimler 1980’li yılları gösterdiğinde, ABD merkezli havacılık, silah, savunma, bilgi güvenliği ve teknoloji şirketi olan Lockheed Martin, daha önce eşine pek az rastlanılmış bir savaş uçağı üzerinde çalışıyordu. Tasarımı ve sahip olduğu yeteneklerle dikkat çeken uçak, radarda düşük görünürlüğe sahip olan F-117'den başkası değildi. F-117 ile başlayan hayalet uçak furyası, zaman içinde evrilerek F-22, F-35 ve radar izi düşük olduğu iddia edilen birçok uçağın ortaya çıkmasında kırılma noktalarından biri oldu.

Daha önce yapılmış savaş uçaklarına nazaran dış görünüşündeki farklılıklarla dikkat çeken F-117, ilk olarak 1989 yılında ABD’nin Panama’yı işgal ettiği operasyonda görev aldı. Ancak uçağın tüm dünya tarafından tanınır hale gelmesini sağlayacak olaylar 1991 yılında gerçekleşti. Saddam Hüseyin liderliğindeki Irak, 2 Ağustos 1990’da komşusu Kuveyt’i işgal etti ve Orta Doğu bir anda ciddi bir kriz noktası haline geldi. Irak’ın bu hamlesine karşılık ABD liderliğinde harekete geçen uluslararası koalisyon, Irak’ı hedef alan Çöl Fırtınası Harekatı’na başladı. Artık Körfez Savaşı başlamıştı.

Koalisyon güçlerinin ilk hedefi, oluşturulan çok uluslu hava gücünü kullanarak Irak ordusuna ait hava savunma sistemlerinin imha edilmesi ve Irak hava savunmasının bastırılması olarak belirlendi. F-117'ler, ABD’nin Irak’a yapılacak hava saldırılarında görevlendirdiği uçaklardan oldu ve Bağdat başta olmak üzere birçok noktada belirlenen hedeflerin imha edilmesinde görev aldı. Irak’ta yapılan operasyonlarda F-117'lerin yaklaşık bin 300 sorti yaptığı ve bu uçuşlarda bin 600 hedefi doğrudan imha ettiği iddia edildi. Yine aynı iddiaya göre başkent Bağdat üzerinde yapılan hava operasyonlarında görev alan tek koalisyon uçağı ABD Hava Kuvvetleri tarafından kullanılan F-117'ler oldu.

ORTA DOĞU’DAN SONRA ROTASINI BALKANLARA ÇEVİRDİ

1990’lı yıllar Körfez Savaşı haricinde birçok farklı coğrafyada birçok farklı krizi de beraberinde getirdi. Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Soğuk Savaş sona ermiş, yeni döneme geçişin sancıları tüm dünyayı etkisi altına almıştı. Tüm bu karmaşanın içinde kriz noktası Balkan coğrafyası oldu. Bosna-Hersek, Hırvatistan, Makedonya, Karadağ, Sırbistan ve Slovenya’nın birleşiminden oluşan Yugoslavya dağılma sürecine girmiş ve Balkanlar İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da görülen en büyük kıyımların yaşandığı bir yer haline gelmişti.