Engelli Gençler İçin Umut Kafesi

İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde hayırseverlerin desteğiyle kapılarını açan kafe, devlet korumasında yetişen, 18 yaş üstü ve çoğunluğu engelli gençlere eğitimlerini sürdürürken çalışıp sosyalleşebilecekleri, gönüllü annelerin ise hiçbir karşılık beklemeden gençlerin elinden tuttuğu sıcak bir yaşam alanı sunuyor.

Devlet korumasındaki çocukların 18 yaşına geldiklerinde hayata hazırlanabilmeleri amacıyla oluşturulan Umut Evleri, engelli gençlerin de kurum ortamından ayrılarak aile sıcaklığında yaşamlarını sürdürebilmelerine imkan sağlıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde hayırseverler tarafından kurulan Umut Evleri'nin ardından, devlet korumasındaki 18 yaş üstü engelli gençlerin yalnızca barınabilecekleri değil, aynı zamanda çalışma hayatını deneyimleyebilecekleri, insanlarla iletişim kurabilecekleri, sorumluluk alabilecekleri ve kendilerini toplumun bir parçası hissedebilecekleri güvenli bir alan oluşturmak amacıyla kafe hayata geçirildi.

Projenin sahibi 80 yaşındaki emekli hemşire ve gönüllü anne Havva Gürak, hayırseverlerin desteğiyle Beşiktaş'ta "Down Kafe-Fırın"ı açtı.

6 aydır aktif olarak hizmet veren kafede, devlet korumasındaki engelli gençlerin yanı sıra anneleriyle gelen engelli çocuklar da çalışmalara katılıyor. Böylece çocuklar sosyal hayata katılma ve çeşitli işlerde deneyim kazanma fırsatı bulurken, anneleri de çocuklarının güvende olduğunu bilerek kendilerine nefes alabilecekleri bir alan buluyor.

Okullarından ve eğitimlerinden kalan zamanlarda kafeye gelen gençler, gönüllü annelerin desteğiyle mutfakta yemek ve pizza hazırlıyor, paketleri düzenliyor, servis yapıyor ve müşterilerle iletişim kuruyor. Kimi zaman yaptıkları işin sorumluluğunu üstleniyor, kimi zaman arkadaşlarıyla sohbet ediyor, kimi zaman da kendi başlarına hareket ederek günlük yaşam becerilerini geliştiriyor.

Gönüllü annelerin gözetiminde çalışıyorlar

Hiçbir maddi karşılık beklemeden çalışan gönüllü anneler için ise yalnızca bir iş yeri olmayan kafe, gençlerin kendilerini rahatça ifade edebildiği, sosyalleşebildiği ve güvenli bir şekilde hayatın içinde yer alabildiği bir ortam niteliği taşıyor.

Kafenin kuruluşundaki amaçlardan biri de engelli gençlerin dışarıda karşılaşabilecekleri olası istismar ve kötü niyetli yaklaşımlara karşı güvenli bir çalışma ve sosyalleşme alanı oluşturmak. Engelli gençlerin, ihtiyaçlarını bilen gönüllü annelerin gözetiminde çalıştığı kafede müşteriler de gençlerin durumunu bilerek iletişim kuruyor, yapılan küçük hatalara daha anlayışlı yaklaşabiliyor.

Havva Gürak'ın öncülüğünde oluşturulan bu alan, gençler için yalnızca birkaç saat çalışılan bir kafe olmaktan öte, bağımsız yaşama hazırlığın küçük adımlarının atıldığı bir buluşma noktası olarak görülüyor.

Burada kazanılan her deneyim, kurulan her yeni iletişim ve üstlenilen her sorumluluk, engelli gençlerin kendilerine olan güvenlerini güçlendiren bir adım niteliği taşıyor.

Kafenin hazırladığı ürünler sipariş üzerine de ulaştırılırken, işletmenin sürdürülebilirliği için daha fazla kişinin burayı tanıması önem taşıyor. Buradan verilen her sipariş, yalnızca bir ürünün müşteriye ulaşmasını değil, devlet korumasındaki engelli gençlerin çalışma deneyimini sürdürebilmesine, sosyal hayatta daha fazla yer alabilmesine ve güvenli bir ortamda geleceğe hazırlanmasına katkı sağlıyor.

Gönüllü anneler, devlet korumasındaki engelli gençlerin çalıştığı kafeye toplumsal desteğin büyümesiyle gençlerin de kendilerini daha güçlü, daha özgüvenli ve hayatın daha fazla içinde hissedebileceğine dikkati çekiyor.

"Paraya değil 'Ben de bu hayatta varım' demeye ihtiyaçları var"

Kafenin kuruluş hikayesini anlatan Havva Gürak, devlet korumasındaki çocukların 18 yaşından sonra hayatlarını sürdürebilmeleri için Umut Evleri'nin oluşturulduğunu, ancak özellikle engelli gençlerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için çalışma ortamına da ihtiyaç duyduklarını söyledi.

Engelli bireylerin istihdam edilmesine ilişkin hakların bulunduğunu belirten Gürak, bazı iş yerlerinde gençlerin yalnızca ücretlerinin karşılanmasının yeterli görülebildiğini ifade etti.

Gürak, gençlerin asıl ihtiyacının yalnızca para kazanmak olmadığını vurgulayarak, "Çoğunlukla iş yerleri bunları çalıştırmak istemiyor. Alıyor, 'Parasını verelim ama gelmesin' diyor. Halbuki amaç burada 'gelmesin' değil, o da bir işe yaradığını hissetsin. Onların paraya da çok ihtiyaçları yok ama bir işe gidip kendilerine güvenlerinin gelip 'Ben de bu hayatta varım.' demeye ihtiyaçları var." dedi.

Bu ihtiyacın kafeyi kurma fikrini doğurduğunu anlatan Gürak, hayırseverlerin desteğiyle iktisadi işletme oluşturduklarını ve gençlerin burada çalışabilmesi için imkan sağladıklarını söyledi.

Gürak, gençlerin başında onlarla iletişim kurabilecek gönüllü annelerin bulunmasının da önemli olduğunu belirterek, 3 yıldır gönüllü annelik yapan Selma Çetinkaya gibi gönüllülerin kafede hiçbir ücret almadan gençlerle birlikte çalıştıklarını dile getirdi.

"Burada güvenli bir alan oluşturmak istiyoruz"

Kafenin gençler açısından güvenli bir çalışma ve sosyalleşme alanı olmasının önemli olduğunu aktaran Gürak, engelli bireylerin bazı davranışlarının kötü niyetli kişiler tarafından farklı yorumlanabileceğini söyledi.

Gürak, bu nedenle gençlerin kendilerini tanıyan ve ihtiyaçlarını bilen insanların bulunduğu bir ortamda çalışmasının önemli olduğunu belirterek, "Burada güvenli bir alan oluşturmak istiyoruz. Buraya gelen insanlar bu çocukların engelli olduğunu biliyor. Mesela servisi götürürken canı istiyor, köftelerin birini yiyebiliyor. Müşteri 'Köftelerim eksik geldi.' diyebiliyor ama buraya gelenler bunun olabileceğini biliyor. Onların kusurlarını görmüyorlar." diye konuştu.

Kafenin adının Down Cafe olmasının yanlış anlaşılabildiğini, işletmenin yalnızca Down sendromlu bireyler için kurulmadığını dile getiren Gürak, "Bizim çocuklarımız daha önce Şişli'deki Down Cafe'ye gidiyordu. İsmi kullanmadan önce onlardan da müsaade aldık, sonra biz de Down Kafe-Fırın ismini koyduk. Ama burası sadece Down sendromlu çocukların çalıştığı bir yer değil. Burada devlet korumasındaki, çoğunluğu engelli gençler çalışıyor." şeklinde konuştu.

"O güven duygusu sadece çocuğa değil, anneye de iyi geliyor"

Gürak, altı aylık süreçte gençlerde gördüğü değişimlerin kendisini en çok umutlandıran taraf olduğunu söyledi. Özellikle çekingen gençlerin zamanla daha özgüvenli hale geldiğini ifade eden Gürak, şöyle konuştu:

"Daha önce çok çekingen olan çocuk artık insanlarla irtibat kurabiliyor. Hatır gönül sorabiliyor. Arkadaşlarıyla sosyal yönden çok gelişiyor. Kendi gidip gelebiliyor. Bunlar dışarıdan küçük gibi görünüyor ama bizim çocuklarımız için çok büyük kazanımlar. Mesela Ahmet annesiyle birlikte gelmeye başladı. Annesi hiç gülmezdi. Buraya geldikten sonra annesi gülmeye başladı. Çünkü çocuğunun güvende olduğunu görüyor. Ahmet burada kahvesini içiyor, arkadaşlarıyla vakit geçiriyor. O güven duygusu sadece çocuğa değil, anneye de iyi geliyor." ifadesini kullandı.

Gürak, gençlerin eğitim hayatını da desteklemeye çalıştıklarını, okul ile çalışma hayatını birlikte yürütmelerine özen gösterdiklerini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Biz okumalarına destek verdiğimiz çocuklarımıza boş kaldıklarında burada çalışma imkanı sağlıyoruz. Burslarına da katkı veriyoruz. Onlar tam zamanlı çalışmıyor, yarım gün sigortalı oluyorlar, yarım günlük maaş alıyorlar. Amaç sadece para kazanmaları değil, çalışma hayatını tanımaları ve yaşam standartlarının yükselmesi. Burası aile gibi. Bir lokantaya giden insan parasını verdiği için kusursuz hizmet bekler. Ama buraya gelenler bu çocukların hikayesini biliyor. Bir hata yaptıklarında kızmıyorlar. Şaka yapıyorlar, sohbet ediyorlar. Çocuklar da kendilerini rahat hissediyor. Kusurlarıyla birlikte kabul görüyorlar."

Kafeye gelen müşterilerin hikayeyi öğrendiklerinde verdikleri tepkinin de kendilerini motive ettiğini belirten Gürak, "İnsanlar 'Böyle bir şey yapmanız çok güzel.' diyor. 'Demek ki bunlar da hayatın içinde var.' diyor. Farkındalık oluşuyor. Bu kurumun ayakta kalması için insanlar dijital platformlardan sipariş verebilir. Burada doğal ve yerli ürünler satıyoruz. Çocuklarımız da burada üretimin içinde oluyor. Buradan verilen her sipariş aslında engelli bir çocuğa dokunmak demek. Engelli bir anneye ve çocuğuna sabah kalkıp gidebileceği güvenli bir yer kazandırmak demek. Buranın yaşaması demek, bu çocukların güvenle hayata hazırlanmayı sürdürmesi demek." diye konuştu.

"Günlerini burada geçirip, huzurlu bir şekilde evlerine gidiyorlar"

Kafede gençlerle birlikte çalışan gönüllü anne Selma Çetinkaya, buranın gençler için güvenli bir yaşam alanı oluşturmak amacıyla açıldığını dile getirerek, gençlerin anneleriyle birlikte kafeye gelerek çeşitli işlere destek olduğunu anlattı.

Çetinkaya, "Çocuklarımız güvenli bir şekilde buraya geliyor, anneleriyle beraber bizlere yardım ediyor. Günlerini burada geçirip, huzurlu bir şekilde evlerine gidiyorlar." dedi.

Gençlerin burada kendilerini daha rahat ifade etmeye başladığını belirten Çetinkaya, kafenin onların konfor alanlarının dışına çıkmadan yeni deneyimler kazanmasına da imkan verdiğini aktardı.

Kafenin hikayesini öğrenen müşterilerin olumlu tepkiler verdiğini, internet üzerinden kafeyi araştırarak gelenlerin bulunduğunu söyleyen Çetinkaya, "Çok güzel tepki veriyorlar. Özellikle online üstünden de bizi araştırıp genç kızlarımız da geliyor, misafir de oluyorlar. Çocuklarımızı da görüyorlar, sohbet edip çok hoşlarına gidiyorlar. Çünkü amacı çok güzel buranın. İnşallah çok da güzel gidecek." diye konuştu.

Çetinkaya, kafenin henüz yeni olduğunu ve daha fazla kişi tarafından tanınmasını istediklerini belirterek, dışarıdan sipariş de alabildiklerini kaydetti.

Kafenin ayakta kalmasının gençler açısından önem taşıdığını vurgulayan Çetinkaya, "Bize destek verecekler inşallah. Biz de onlar sayesinde çocuklarımızla güzelleşeceğiz. Hep beraber güzelleşeceğiz." ifadelerini kullandı.