AYM’den dijital aramaya fren
Şifreli bilgisayar, telefon ve dijital verilere yönelik arama ve el koyma yetkisine Anayasa freni geldi. Anayasa Mahkemesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK)...
Anayasa Mahkemesi, dijital aramalarda mevcut düzenlemenin ‘Kişisel verilerin korunması’ ve ‘Özel hayatın gizliliği’ açısından yeterli güvence içermediğine hükmetti.
Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre, Bursa 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin, bilgisayar ve dijital materyallerden elde edilen verilerin hangi makam tarafından inceleneceği, nasıl korunacağı, ne kadar süre saklanacağı ve ne zaman imha edileceğine ilişkin açık yasal düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle yaptığı başvuruyu AYM haklı buldu. AYM kararında, soruşturma için dijital verilere ulaşılmasının meşru olduğunu kabul ederken, bilgisayarlar ve dijital materyallerde yalnızca suçla ilgili verilerin değil, kişilerin tüm özel yaşamına ilişkin bilgilerin bulunabileceğine dikkat çekti. Kararda, cep telefonları ve bilgisayarlarda özel yazışmalar, banka kayıtları, sağlık bilgileri, aile fotoğrafları, ticari sırlar ve kişisel arşivlerin yer alabildiği kaydedildi. Bu nedenle dijital aramanın, klasik arama yöntemlerinden çok daha ağır bir temel hak müdahale niteliği taşıdığı belirtildi. Kararda, “Bir kişinin bilgisayarında yalnızca suçla ilgili veriler değil, hayatının tamamı bulunabilir” vurgusu da dikkat çekti.
VERİLER NE OLACAK
AYM mevcut yasada, “Dijital verilerin ne kadar süre saklanacağı, ne zaman silineceği, kimlerin erişebileceği, delil güvenliğinin nasıl sağlanacağı, veri sahibinin itiraz ve silme hakkının bulunup bulunmadığı” konularında açık güvence bulunmadığına dikkat çekti. Kararda, “Kişisel verilerin işlenmesi sürecinin şeffaf olması gerektiği” vurgulanırken, mevcut düzenlemenin “ölçüsüz müdahaleye” yol açtığı ifade edildi. AYM, suçla mücadele amacıyla dijital verilere erişimin gerekli ve meşru olduğunu da kabul etti. Özellikle şifreli veya gizlenmiş verilerin çözülmesi için cihazlara el koyulmasının bazı durumlarda zorunlu olabileceği belirtildi. Ancak AYM’ne göre sorun, bu verilere el koyulduktan sonraki süreçte ortaya çıkıyor. Çünkü yasada, “Verilerin saklanma süresi, imha yöntemi, sınırlandırılması, kişinin hakları, yetkili makamların sorumluluğu” konusunda ayrıntılı bir çerçeve bulunmuyor. AYM, bu nedenle düzenlemenin “orantısız hak ihlali” yarattığı sonucuna vardı.
Haberin DevamıYüksek Mahkeme, CMK’nin 134. maddesindeki ilgili hükümleri iptal ederken kararın hemen yürürlüğe girmemesine hükmetti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yeni düzenleme yapılabilmesi için 9 aylık geçiş süresi tanındı.